Davutoğlu: İki elim kanda da olsa Diyarbekir davetini reddetmem

Eski Başbakan Davutoğlu, Diyarbakır’da katıldığı iftarda yaptığı konuşmada iddia edilenin aksine parti kuracağına dair mesaj vermedi. Diyarbakır ziyaretiyle ilgili farklı yorumlar yapıldığını söyleyen Davutoğlu 'Bizim Diyarbakır’a gelişimiz için herhangi bir bahaneye, gerekçeye ihtiyacımız yoktur' dedi. Davutoğlu’nun konuşmasını canlı takip edenler arasında Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın da olması dikkat çekti.

Davutoğlu: İki elim kanda da olsa Diyarbekir davetini reddetmem

Eski Başbakan Davutoğlu, Diyarbakır’da katıldığı iftarda yaptığı konuşmada iddia edilenin aksine parti kuracağına dair mesaj vermedi. Diyarbakır ziyaretiyle ilgili farklı yorumlar yapıldığını söyleyen Davutoğlu 'Bizim Diyarbakır’a gelişimiz için herhangi bir bahaneye, gerekçeye ihtiyacımız yoktur' dedi. Davutoğlu’nun konuşmasını canlı takip edenler arasında Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın da olması dikkat çekti.

Uzun süredir yeni bir parti kuracağı iddialarıyla gündemde olan eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Diyarbakır’da katıldığı iftarda yaptığı konuşmada beklenenin aksine yeni partiyle ilgili bir mesaj vermedi. Davutoğlu’nun yeni partiyi sonbaharda kurmayı değerlendireceği kulislere yansımış, bu akşamki konuşmasında yeni partiye ilişkin bir mesaj verebileceği kaydedilmişti.

"Diyarbakır’ı ziyaretim dolayısıyla çok farklı mülahaza oldu ve yorumlar yapıldı" diyen Davutoğlu, “Neredeyse iki haftadır ulusal basında, yerel basında farklı yorumlar yapıldı. Çok basit bir şekilde cevap veriyorum. Bizim Diyarbakır’a gelişimiz için herhangi bir bahaneye, gerekçeye ihtiyacımız yoktur. İcabetime şu veya bu şekilde anlam yükleyenlere sesleniyorum, Allah şahit olsun, Mekke, Medine ve Kudüs’ten gelen davete nasıl hayır demezsem ve demeyeceksem, Diyarbakır’dan gelen hiçbir davete hiçbir zaman hayır demedim ve demeyeceğim" sözlerini sarf etti.

Davutoğlu "Milletin terini terine karıştırmayandan devlet adamı olmaz. Milletin yüreğini yüreğine buluşturmayandan devlet adamı olmaz, milletin zihnini zihniyle karmayandan, ortak akıl üretmeyenden bilim adamı olmaz” ifadelerini kullandığı konuşmasında “Ve bir devlet adamı olarak da size söz veriyorum, iki elim kanda bile olsa nasıl Mekke, Medine ve Kudüs’ten gelen bir davet reddedilmeyecekse, Diyarbekir’den gelen bir daveti de hiçbir zaman açıkta ve boşlukta bırakmayacağım” dedi.

Davutoğlu konuşmasında “Bizim dönemimizdeki dış politikayı başarısız göstermeye çalışan ahlaken zaaf içindeki kişiler" ifadesini kullandı.

Davutoğlu’nun konuşmasının Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından da takip edilmesi dikkat çekti.

Gazeteci Çağlar Cilara sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda Ahmet Davutoğlu’nun hesabından canlı yayımlanan konuşmasını izleyenler arasında İbrahim Kalın’ın da olduğunu yazdı.

Davutoğlu'nun konuşmasından öne çıkan bölümler:

Eğer birisi size, 'Size güvenlik vereceğim ama özgürlüğünüzden vazgeçin' derse aslında o size, 'Size hayatınızı idame edeceğiniz şartları sağlayacağım ama onurunuzdan vaz geçin' demiş oluyor. Bu sadece bir bölge, bir şehir için değil, bütün bir ülke için söylüyorum."

‘Ortak tarihdaşlık’ ve ‘Ortak vatandaşlık’ dedik. Bir grup kardeşimiz var ki, ‘Ortak tarihdaşımız’ ama ortak vatandaşımız değil. Kim onlar?  Gönül coğrafyamızda bizimle tarihi bağlarla bağlı olan, Balkanlardan, Ortadoğu’dan, Kafkaslardan, Ortaasya’dan her yöreden kardeşlerimiz. Onlar bizim vatandaşımız değil, ama tarihdaşımız! Yüreğimiz onlarla atar onların acılarını derinliğimizde hissederiz. Bu anlamda da sınır ötesinde Suriye ve Irak’ta ızdırap çeken Kürt kardeşlerimiz de bizim ortak tarihdaşlarımız olarak gelecek perspektifimiz içinde asli yerlerini hep muhafaz ettiler ve edecekler. 

Acıları karşılaştırmayız biz, ‘Srebrenitsa’ derken yüreğimiz nasıl yanarsa ortak tarihdaşlarımız olan Boşnak kardeşlerimiz için, ‘Hocalı’ denildiğinde yüreğimiz nasıl kavrulursa ortak tarihdaşımız olan Azeriler için, Halepçe denildiğinde de yüreğimiz kavrulur Kürt kardeşlerimiz için. Birini diğerinden ayırt etmyiz. Bir gün eğer birini diğerinden ayırt edersek, uyku bize haram olur. Ve eğer onlar acı çekmişse acıları acımızdır. 

Altınköprü’de karledilen Türkmenler de, Halepçe’deki Kürtler de bizim yüreğimizi dağlamıştır. 

İsteriz ki sınır ötesindeki kardeşlerimiz hangi kökenden, hangi ırktan, hangi mezhepten, hangi dinden olursa olsunlar huzur içinde yaşasınlar. 

Son 3 yıldır ülkemin ve hükümetimizin, herhangi bir şekilde etkilenmemesi için dış politika konusunda bana yöneltilen tenkitkere cevap vermemeye özen gösterdim. 10 yıl içinde dış politikada elde edilen bütün kazanımları kendi hanelerine yazıp Suriye’de karşı karşıya kaldığımız zorlukları  bize havale etmeye çalışanlar herşeyden önce siyasi olarak çok ciddi bir ahlaki zaaf içindedirler.

17 yıl boyunca Erbil’i Kerkük’ü, Süleymaniye’yi diğer taraftan Üsküb’ü Saray Bosna’yı, Ortaasya’da Belh’i, Semerkand’ı ve dahi Kafkasya’da Bakü’yü, Nahçıvan’ı Türkiye’ye dönük bir ümit ışığı olarak tekrar tarihdaşlık bağlamında, tarih gündemine getiren dış politikamız Suriye’ye de aynı ölçüde yaklaşılmıştır. 

Şimdilerde unutuldu, Suriye ile vizeleri kaldıran Dışişleri Bakanı da bendim, serbest ticaret anlaşması yapan ve iki ülke arasında ortak kabine toplantısı gerçekleştirenler de bizlerdik. 

Ve Beşar Esad kendi halkına zulmetmeden önce daha ilk gösteriler başladığında Nisan 2011’de Suriye’yi ziyaret ederek Esad’dan ülkenin huzur içinde 3-4 maddeyi yerine getirmesini özellikle rica ettiğimizde, bu maddelerden biri de Suriye’li Kürtlere vatandaşlık ve kimlik hakkının verilmesi ricasıydı. 

Eğer o gün onu vermiş olsaydı, eğer kendi halkına kimyasal silahlar dahil her türlü zorba yöntemle insanlık suçu içeren yöntemle saldırmamış olsaydı bugün Suriye bir barış diyarı olabilirdi. 

Bir kez daha ifade etmek isterim, Suriye ve Irak’taki Kürtler de, Kürt tarihdaşlarımız da diğer tarihdaşlarımız gibi bizim için asli olarak yüreğimizde yer tutan, ve her an her derdiyle dertlenmemiz gerek akraba topluluklardır. 

Bir Ramazan akşamı bunu söylüyorum; Ve eğer Erbil’de, Süleymaniye’de, Kerkük’teki kardeşlerimiz aç bir çekilde yatağa giderse o gece tok yatağa girmek bize haramdır. 

Onların aç ve susuz olduğu yerde onların yardıma ihtiyaç duyduğu yerde 82 milyon olarak biz burada deriz ki burdayız. 

Hayatımda gurur duyduğum tablolardan birisi, bir sabah ani bir ziyaretle gittiğim Kerkük’te Kürt, Türkmen, Arap kardeşlerimizin topluca beni karşılaması ve Kerkük Vilayet Meclisi’nde Kürt, Türkmen ve Arap kardeşlerimizle ortak bir toplantıda buluşmamızdı. 

Bize yakışan, Kerkük’ü de, Erbil’i de, Konya’yı da Üsküb’ü de barış diyarı yapmaktır."