Gözardı edilen tartışma: Koronavirüsün öldürücülüğü, maruz kalınan dozaja göre değişiyor

Gözardı edilen tartışma: Koronavirüsün öldürücülüğü, maruz kalınan dozaja göre değişiyor

Princeton Üniversitesi’nden kimya ve genomik profesörü Joshua D. Rabinowitz ve araştırma görevlisi Caroline R. Bartman’ın imzasıyla 1 Nisan 2020’de The New York Times’da yayımlanan yazının çevirisini paylaşıyoruz.

“Diğer zehirlerde olduğu gibi, virüsler de genellikle daha büyük dozlarda daha ölümcüldür”

Yeni koronavirüs hakkında erken farkındalık yaratan Çinli doktor Li Wenliang, şubat ayında hayatını kaybetti – 34 yaşındaydı. Ölümü, sadece gelişmekte olan salgını duyurmadaki rolü nedeniyle değil, aynı zamanda -gençlerin koronavirüsten ölme riski yüksek olmadığı göz önüne alındığında- yaşı nedeniyle tam bir şok etkisi yarattı.

Dr. Li’nin ölümü, ağır koronavirüs hastaları etrafında çok fazla zaman geçirdiğini de düşünürsek, yüksek bir dozla enfekte olması ihtimalinin sonucunda olmuş olabilir mi? Sonuçta, virüse yakından ve çok sık maruz kaldıktan sonra ölen ilk genç sağlık çalışanlarından biri olmasına rağmen, maalesef sonuncusu da değildi.

Koronavirüs tartışmalarında viral dozun önemi göz ardı edilmektedir. Diğer herhangi bir zehirde olduğu gibi, virüsler genellikle daha büyük miktarlarda daha tehlikelidir. Küçük ilk maruziyetler hafif veya asemptomatik (hastalık belirtisi göstermeyen) enfeksiyonlara yol açarken, daha yüksek dozlar ölümcül olabilir.

Yayılım tarzına bakıldığında, koronavirüs maruziyetlerinin hepsinin aynı olmayabileceğini düşünmemiz gerekir. Öncesinde koronavirüs taşıyan birisinin bulunduğu bir ofis binasına adım atmak, bir saatlik tren yolculuğu esnasında enfekte olan kişinin yanında oturmak kadar tehlikeli değildir. Bu kolay anlaşılır bir durum olarak görülebilir, ancak birçok insan bu ayrımı yapmıyor. Yüksek doz enfeksiyonunu önlemeye daha fazla odaklanmamız gerekiyor.

Virüs, küçük veya büyük miktarlarda olması fark etmeksizin hücrelerimizde çoğalabilir ve bağışıklık sistemi zayıflamış savunmasız kişilerde ciddi hastalıklara neden olabilir. Bununla birlikte, sağlıklı insanlarda, bağışıklık sistemleri içeride büyüyen bir virüsü algıladığı anda yanıt verir. İyileşme, yarışı kimin kazandığına bağlıdır: Viral yayılma veya bağışıklık aktivasyonu. Virüs uzmanları, viral dozun hastalık şiddetini etkilediğini bilir. Laboratuvarda, düşük dozda virüs alan fareler onu temizler ve iyileşir, aynı virüs daha yüksek bir dozda onları öldürür. Koronavirüsler de dahil olmak üzere, laboratuvar hayvanlarında incelenen her yaygın akut viral enfeksiyon için doz duyarlılığı gözlenmiştir. 

“Hayvanlarda olduğu gibi insanlar da viral doza duyarlılık gösterirler’’ 

Gönüllü bir grup insan, soğuk algınlığına veya ishale neden olan düşük veya yüksek dozlarda -nispeten iyi huylu- virüslere maruz bırakılmalarına izin verdi. Düşük dozları alan kişilerde nadiren görünür enfeksiyon belirtileri geliştirirken, yüksek doz alan kişilerde genellikle enfeksiyonlara ve daha şiddetli semptomlara yol açtığı görülmüştür.

Koronavirüs kadar ciddi bir patojen sözkonusuyken, insanlarda viral dozun deneysel olarak manipüle edilmesi etik değildir, ancak koronavirüsün doz seviyesinin, insanlar için de önemli olduğuna dair kanıtlar vardır. Örneğin, 2003 yılında Hong Kong’daki SARS-Koronavirüs salgını sırasında, bir hasta oturduğu apartman binasındaki diğer dairelerde yaşayan birçok kişiyi enfekte etti ve 19 kişinin ölümüne neden oldu. Enfeksiyonun yayılmasının, ilk hastanın dairesinden apartmandaki diğer daireler boyunca dağılan havadaki viral parçacıklardan kaynaklandığı düşünülüyor. Daha fazla viral maruziyetin bir sonucu olarak, enfekte olan hastaya daha yakın olan komşular sadece daha sık enfekte olmakla kalmayıp aynı zamanda ölüm risklerini de artırmış oldu. Aksine, daha uzak komşular, enfekte olsa bile daha az acı çekti.

Düşük dozlu enfeksiyonlar, gelecekteki olası yüksek doz maruziyetlere karşı koruma sağlayarak bağışıklık kazanabilir. Aşıların icadından önce, doktorlar genellikle kasıtlı olarak sağlıklı bireyleri çiçek hastalığı püstüllerinden (deri üzerindeki içi cerahat dolu küçük kabarcık) sıvı ile enfekte ettiler. Bu durum, düşük doz enfekte edilen kişiler için pek hoş değildi, ancak genellikle öldürücü bir sonucu olmadı. Bu kişiler daha sonra çiçek hastalığına maruz kaldıklarında daha kötü hastalık olaylarını önlediler.

“Viral dozun önemine dair kanıtlara rağmen, bu pandemi olayında bilgilendirme için kullanılan epidemiyolojik modellerin çoğu bunu görmezden geliyor, bu bir hatadır’’

İnsanlar, kahve toplantıları, kalabalık bar ortamları ve aynı odada babaanneleriyle sessizce (temas etmeden) oturmaları gibi yakın insan etkileşimlerinde meydana gelmesi muhtemel olan yüksek dozlu maruziyetlere ve bu etkileşimler sonucu ellerine bulaşan viral dozdan dolayı yüzlerine dokunmamaya özellikle dikkat etmelidir. Kapalı alan ve kısa mesafelerdeki yüz yüze etkileşimler tehlikelidir, bu etkileşimlerin uzaması viral doz aktarımını da artırdığından daha da tehlikelidir. Markette bir kasiyere ödeme yapmak gibi durumlarda, kendiniz ve diğerleri arasında “altı adım koruma kuralı’’nı ihlal eden geçici etkileşimleri mümkün oldukça kısa tutun ve bu gibi durumlarda şu kuralı hedefleyin: “Altı adım yakında, sadece altı saniye.”

Viral doz miktarının önemli olduğunu düşündüğümüzde, sağlık personeli en yüksek viral hastalarıyla uğraştıkları için aşırı risk altındadır. Onlar için koruyucu ekipmanlara öncelik vermeliyiz.

Sosyal mesafe, maske takma ve sıkı hijyen herkes için ve her durumda daha sağlıklıdır. Çünkü bu uygulamalar sadece bulaşıcı yayılımı azaltmakla kalmaz, aynı zamanda dozu ve dolayısıyla meydana gelen enfeksiyonların ölümcüllüğünü de azaltma eğilimindedir. Viral yayılımın önlenmesi toplumsal bir yarar olsa da, yüksek doz enfeksiyonlardan kaçınmak -genç sağlıklı insanlar için bile- kişisel bir zorunluluktur.

Aynı zamanda, düşük doz maruziyetlere karşı panik olmak ve aşırı tepki vermekten kaçınmalıyız. Virüsü olan birinin kullandığı giysiler ve temas ettiği gıda ambalajları düşük risk taşır gibi görünmektedir. Bakkalda veya işyerinde birlikte olan sağlıklı insanlar, cerrahi maske takmak ve kendileri arasındaki sosyal mesafeye dikkat etmek gibi önlemler aldıkları sürece tolere edilebilir bir risk altında kalır.

Toplumun tam bir izolasyona girmesi, virüsün yayılmasını önlemenin en etkili yoludur. Ancak bu hem ekonomik hem de psikolojik olarak maliyetlidir. Toplum nihayetinde yeniden normale döndüğünde, kişisel mesafe alanını korumak ve elleri önerildiği gibi yıkamak gibi risk azaltma önlemleri, yüksek doz enfeksiyonları azaltmak için gerekli olacaktır. Ayrıca, stadyumlar ve kongre salonları gibi yüksek doz maruziyeti bulunduran çok riskli bölgeler kapalı kalmalıdır. Toplu taşıma gibi riskli ancak temel hizmetlerin çalışmasına izin verilmelidir – ancak insanlar maske takmak, sosyal mesafeyi korumak gibi güvenlik önlemlerini almalı ve ateşi olanlar da asla dışarıya çıkmamalıdır.

Şimdi evde kalma zamanı. Umarız bu zaman kısa sürer. Evlerimizden tekrar çıkmaya başladığımızda, viral dozun önemi düşünerek hareket edelim.

medyascope