Kürtçe üzerindeki baskı ve yasaklara dikkat çeken Kürt yazarlar: Kürtçe konuşun, okuyun, yazın

Kürtçe üzerindeki baskı ve yasaklara dikkati çeken Kürt yazarlar, millet denildiğinde akla ilk gelen şeyin anadil olmasından ötürü, tüm Kürtlerin yaşamlarının merkezine Kürtçeyi almasını salık verdi.

Kürtçe üzerindeki baskı ve yasaklara dikkat çeken Kürt yazarlar: Kürtçe konuşun, okuyun, yazın

Kürtçe üzerindeki baskı ve yasaklara dikkati çeken Kürt yazarlar, millet denildiğinde akla ilk gelen şeyin anadil olmasından ötürü, tüm Kürtlerin yaşamlarının merkezine Kürtçeyi almasını salık verdi.

Bu yıl 38’incisi düzenlenen Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, kitapseverleri ağırlamaya devam ederken, Kürtçe yayınevinin yanı sıra fuara katılan bir çok Kürt yazar da okurları için kitaplarını imzaladı. Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan yazarlar, Kürtçe üzerindeki baskılara işaret edip, Kürtçe yazıp, okumanın ve konuşmanın önemi üzerinde durdu.

‘DİLİNLE KONUŞ Kİ VAROLASIN’

Bir milletten bahsedildiğinde akla gelen ilk şeyin o milletin dili olduğunu söyleyen yazar Mevlüt Aykoç, “Eğer bir milletin yazı dili yoksa o milletten de bahsedemeyiz. Bu yüzden her zaman dili korumak gerekir. Bu yüzden dilimiz varlığımızdır diyoruz” diye belirtti.

Yazarlığın yanı sıra siyasetle meşgul olup, Kürt Enstitüsü’nde yıllarda Kürtçe dersleri veren Aykoç, Kürtçe öğrenmek isteyen fakat kursa gitmeye zaman bulamayanların, gramer kitapları alıp evinde de öğrenmeye başlayabileceğini vurguladı.

Dil çalışmalarını “Dilinle konuş ki var olasın” düsturuyla yürüttüğünü dile getiren Aykoç, her çalışmanın diğer bir çalışma için ön açıcı olması nedeniyle eli kalem tutan her Kürt bireyinin kendi anadili öğrenmesi, okuyup yazması, okutup yazdırması gerektiğin kaydetti.

MEVLÜT AYKOÇ: HER KÜRT DİLİNE SAHİP ÇIKMALI

Bir dilin varlığı ve devamının o milletin gençliğine bağlı olarak gelişeceğinin altını çizen Aykoç, “Yaşadığımız bu dönemde sadece Kürtçe değil, Kürdün kendisi adı bile yasaklı hale getirildi. Çin’de açılan Kürtçe kurslara buradaki bakanlık müdahale ediyor. Kürtlerin kendi dilini öğrendikleri zaman, başarılı olabileceklerini biliyorlar. Çin’de bile olsa ‘bu yasak’ diyor. Bu yüzden her Kürt kendi diline sahip çıkmak zorundadır” diye konuştu.

MEHMET ONCU: KİRLİ POLİTİKALAR YÜRÜTÜLÜYOR 

Yazar Mehmet Oncu de, Kürtler gibi dilleri Kürtçe üzerinde de kirli politikaların yürütüldüğü dile getirdi.

Kürtçenin Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne yasaklı bir dil olarak geldiğini söyleyen Oncu, “Bu yasaklılık hali Türk toplumuna yansımış durumda. Türkler, Kürtçe yasal bir statüye kavuşursa Türkçenin yasaklanacağını düşünüyor. Bu yaklaşım doğru değildir. Özgürlük ve serbestlik ne kadar çoğalırsa toplum o kadar huzura erecektir. İki dilde beraber daha iyi yerlere gelebilir” ifadelerini kullandı.

QAHİR BATEYİ: KÜRT EDEBİYATINI ULUSALLAŞTIRMAK GEREKİYOR

Türkiye’de Kürtlerin bütün değerlerine olduğu gibi Kürtçeye karşı da bir tahammülsüzlüğün olduğunu ifade eden yazar Qahir Bateyî ise, Kürtçeyi ve Kürt edebiyatını ulusallaştırmak gerektiği düşüncesinde.

Bateyî, “Ulusal olmayan bir yaklaşım bizi çürütür. Nasıl ki bu sistemin Kürtçeyi ortadan kaldırma gibi bir yaklaşımı var ise, Kürtlerin de buna karşı bir stratejileri olmalı ” diye konuştu

Fakat bunun gerçekleştirilmesinin gecikmesi nedeniyle Kürtçenin her geçen gün eridiğini belirten Bateyî, Kürt köylerinde Türkçe konuşulmaya başlanmasından yakındı. Bateyî, “Kürtler siyasetlerini ve dillerini birinci plana koymalıdırlar. Dilleri ve kültürleri konusunda ortaklaşmalı ve uzlaşmalıdırlar. Dillerini her şeyin üstesinden tutmalıdırlar. İdeolojik ve bütünlük haline gelmemiz lazım. İstek ve arzu ile bu birlik sağlanamaz.  Rojava’da yapılanlar da ortada. Kürtler için bir fırsat doğdu. Şartlar ulusal birlik için hiç bu kadar oluşmamıştı. Bunun bir an önce yapılması gerekir” dedi.

İRFAN BABAOĞLU: İNSAN DÜNYAYI VE HALKINI ANADİLİ İLE TANIR

Yine yazar İrfan Babaoğlu da, insanın kendini ve dünyayı en iyi anadili ile tanıyıp, tanıtabileceğini ifade etti.

Bugün Türkiye ve Ortadoğu yaşayan milyonlarca Kürdün yaşamında anadilini merkeze alıp, yaşamını buna göre kurması gerektiğini vurgulayan Babaoğlu, bunun önemini şöyle dile getrdi: “Eğer bir insan anadili ile büyümese çevresini tanımasa, iyi bir eğitim görmese o zaman o insanın yaşamı dilinden soğur. Dünyayı yeterince anlamaz. Anlasa da yarım yamalak anlar. Bunun için anadil çok önemli. Kürtler bu dile sahip çıkmalı, başta biz sahip çıkmalıyız. Evde, sokakta, metropolde, köyde, her yerde dilimize layıkıyla sahip çıkmamız lazım.”

Babaoğlu, “Dilimizi kimsenin tekeline vermeyelim. Biz kendimiz sahip çıkalım. Sahip çıkarsak okullarımız da çoğalır. Bütün belediyelerimize de el koydular. Kayyumlara da önce dilimize saldırıyor. Bütün köy isimleri ve tabelalarımızı değiştiriyorlar. Yine Kürtçe konuştuğu için 74 yaşındaki adama saldırıyorlar. Bu yasak politikaları büyüktür, kişisel değildir. Asimilasyoncu, yok edicidir. Kürtlerin Kürtçeden rahatsız olduğunu düşünmüyorum. Süreç biraz yoğun o yüzden dilimizi biraz geri planda tutmuşuz. Bugün her zamankinden daha fazla dilimize sahip çıkmalıyız. Kürtçe kitaplar, gazeteler, dergiler okumalıyız” diye vurguladı.