Veysi Dündar: Demek ki PKK ile HDP aynı değilmiş

Anadolu Ajansı'nın (AA), 23 Haziran seçimlerine üç gün kala (20 Haziran) akşamı, İmralı Cezaevi'nde hükümlü bulunan Abdullah Öcalan'ın "HDP'ye İstanbul seçimlerinde tarafsızlık çağrısı yaptığı" iddiasının yankıları sürüyor.

Veysi Dündar: Demek ki PKK ile HDP aynı değilmiş

Anadolu Ajansı'nın (AA), 23 Haziran seçimlerine üç gün kala (20 Haziran) akşamı, İmralı Cezaevi'nde hükümlü bulunan Abdullah Öcalan'ın "HDP'ye İstanbul seçimlerinde tarafsızlık çağrısı yaptığı" iddiasının yankıları sürüyor.

Öcalan'ın "HDP'de vücut bulan demokratik ittifak anlayışı güncel seçim tartışmalarına taraf ve payanda yapılmamalıdır. Demokratik ittifakın önemi ikilemlere kendini angaje etmemesi, seçimlerdeki tarafsız çizgisinde ısrar etmesidir" dediğini öne süren AA, kaynak olarak da Öcalan'a görüştüğünü açıklayan ve kameralar karşısında 'Öcalan mesajı' olduğunu iddia ettiği bir metin okuyan Doç. Dr. Ali Kemal Özcan'a dayandırdı.

İddia edilen mesaj AKP'nin, Kürt oylarını Binali Yıldırım lehine çevirebilmek için son hamlesi olarak yorumlanırken, bu gelişmelerin ardından, kamuoyu ve medya, 'Öcalan'ın böylesi bir mesaj verip vermediğini' tartışmaya başladı

HDP eski Milletvekili Ziya Pir, "Pişkinliğin bu kadarına da... Seçimi kaybedeceklerini anlayınca böyle YALAN haber servis ediyorlar. Kimse bu tür YALAN haberlere itibar etmesin.#HDP'lilerin oyları #İmamoğlu'na! " paylaşımında bulundu.

Öcalan'ın "tarafsız kalın" çağrısına ilişkin bir yalanlama da Kongre Gel Eşbaşkanı Remzi Kartal'dan gelirken, Kürt siyasetinin önde gelen isimleri AKP'ye tepki gösterdi.

Ocak medya yazarlarından Veysi Dündar, son gelişmelerle birlikte PKK'nın HDP ile aynı olduğu  tezinin çöktüğünü yazdı. 

HDP ile PKK'nin aynı kökten olmasına rağmen artık farklılaştıklarını ve ayrıştıklarını belirten Dündar, bu bağlamda Selahattin Demirtaş'ın PKK=HDP bağı kurularak cezaevinde tutulmasının yanlışlığına da dikkat çekti. 

"Demirtaş’ın ve HDP’nin Millet İttifakı ve Ekrem İmamoğlu’nu desteklediğine dair verilen mesajlar, meydanlara yansımış destek çadırları göz önünde iken Apo’nun tarafsızlık mesajı ne anlama gelir" sorusunu soran Dündar, yazısını şu satırlarla sürdürdü:

"Basit bir şemaya göre; seçime Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı katılıyor. HDP ve Demirtaş Millet ittifakını destekliyor. Anadolu Ajansına itibar edecek olursak, bir diğer ifade ile haber doğru ise Abdullah Öcalan her iki ittifakı da desteklemeyi reddediyor.

Diyelim ki, Millet ittifakına oy vermeyi düşünen herhangi bir seçmen buna uygun hareket ederse Millet İttifakı oyu 1 adet azalmış olacak. Demirtaş’a itibar eden seçmen Millet İttifakına oy verecek, Abdullah Öcalan’a itibar eden ise oy vermeyecek; seçime katılmayacak.
Cumhur İttifakı daha önce Millet İttifakına oy verdiği halde bu defa Apo’ya riayet ederek oy vermeyen seçmen sayısı fazla olursa seçimde rakibine göre avantajlı olacak.

Ben açıkçası bu gelişmeye çok sevindim. Yazdıklarımda ne denli haklı olduğumu gördüm. Burada Abdullah Öcalan’ın veya Demirtaş/HDP’nin hangisinin doğru kulvarda oldukları değil konu. Konu bunların arasındaki çok önemli görüş farkı. Sn. Erdoğan’ın da altını çizdiği bu görüş farkı aslında sadece legal bir parti ile örgütün aynı şey olmadığına da delalet eden durumu kristalize etti.

Bir çocuğun dahi kolayca tespit edebileceği ittifak duruşu içinde HDP’nin tercihinin ve Apo’nun tercihinin seçim sonuçlarına hangi yönde tesir edeceği anlaşılmaktadır. Buna rağmen işin gerçekten de önemli yanı bu değildir. Seçimi kimin kazanacağından çok daha önemli bir gerçeklik ile karşı karşıyayız.

7 Haziran seçimlerinden beri yaşadığımız akıl ötesi sürecin temel bir şifresine vakıf olduk. Sırrı çözdük. Ortada tek bir irade ve tek bir duruştan söz edecek bir durum kalmadı. Bizim analizimizde ifade ettiğimiz üzere Türkiye’de yasalara göre kurulmuş bir siyasal partiden ve buna karşılık illegal bir örgütten ve onun derdest edilmiş liderinden söz ediyoruz.

Türkiye seçimleri gibi yaşamsal bir konuda Abdullah Öcalan ile HDP/Demirtaş’ın ayrı düşünmesi makulleşecekse bundan sonra bu iki kesimi eşitlemek de imkan dahilinde olmaktan çıkmıştır.

Bu tavır farklılığı HDP’nin temsil gücünü artırarak AKP’nin sorgulanamaz iktidarını tehdit ettiği için cezalandırıldığı tezini daha da güçlendirmektedir."

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz