Efrin'de 'Türkiye, Suriye’den defol’ sloganları ilk defa duyuldu'

Gazeteci Musa Özuğurlu, başta Efrin olmak üzere Türkiye’nin Suriye ve Rojava’da kontrol altında tuttuğu bölgelerde meydana gelen olayları değerlendirdi.

Efrin'de 'Türkiye, Suriye’den defol’ sloganları ilk defa duyuldu'

Rojava’nın Efrin kentinde elektik kesintileri ve hayat pahalılığına karşı sokağa çıkan halk, Türkiye'nin işlettiği belediye, “STE Enerji” adlı elektik idaresi ve diğer resmi kurumları bastı.

Sosyal medya üzerinde yayınlanan görüntülerde, halkın belediye binası ve nüfus idaresini de basmasının yanı sıra göstericilerin Türkiye aleyhine sloganlar attığı görülüyor.

Öte yandan benzer görüntüler yine Türkiye’nin ve ona bağlı grupların kontrolündeki El Bab, Azez ve Mare’den de geldiği görüldü.

Ortadoğu gündemini yakından takip eden tecrübeli gazeteci Musa Özuğurlu, Rûdaw yayınına katılarak Efrin ve diğer kentlerde yaşanan bu gösterileri ve ortaya çıkan tepkileri değerlendirdi.

“Uzun zamandır devam eden bir rahatsızlığın sonucu”

Özuğurlu, şu ifadeleri kullandı:

“Toplumun içinde oluşan bu türden birikimler, bazen çok küçük olduğu düşünülen sebeplerle ortaya çıkar. Örneğin Lübnan’da halk getirilen 1 kuruşluk zam ile sokağa çıkmıştı, fakat sebep çok daha başkaydı. Dolayısıyla Efrin ve diğer merkezlerdeki yaşananlara bu gözle bakmak lazım. Bu sadece elektrik fiyatının artışı ile ilgili olamaz. Uzun zamandır devam eden bir rahatsızlığın sonucu olduğunu düşünüyorum.”

“Türkiye’nin o bölgede bulunmasının sebebi kendi çıkarlarıyla ilgili”

Türkiye’nin Efrin’de kalma sebebine ilişkin soruya Özuğurlu, şöyle konuştu:

“Türkiye’nin bu bölgelerde bulunmasının sebeplerinden en önemlisi şöyle; birincisi, Türkiye bu bölgeye hakim olmak istiyor. Bundan sonra da bir şekilde kalıcı olmaya çalışıyor. Çünkü göstericilerin bastığı yerlerin bir tanesi de nüfus müdürlüğü. Burada böylesine faaliyetlerde olunduğu zaman, demografik bir yerleştirmenin planlandığını düşünebiliriz.

Diğer yandan bunun ötesinde Türkiye halen o bölgede birtakım düzenlemeler yapmak ve Suriye yönetimine karşı devam ettirdiği mücadelesinde o bölgede güçlü kalmak istiyor. Dolaysıyla Türkiye’nin o bölgede bulunmasının sebebi kendi çıkarlarıyla ilgili. Suriye hükümetiyle ya da yerel dinamiklerle bir anlaşmaya gidilmediği bir durumun olduğunu gözlüyoruz.”

“Bu tarz rahatsızlıklar çok daha artacaktır”

Özuğurlu sözlerine söyle devam etti:

“Bir politikanın gerçekçi bir zeminde uygulanması gerekiyor. Saha gerçekleri var. Orada bulunmanızın sebebi saha gerçekleri değilse, orada uzun süre barınamazsınız. Saha gerçeklerinden kastettiğim şudur. Oradaki insanların yaşamaya ihtiyacı var, temel insan hakları temelinde istekleri var.  Ve siz bunları yerine getirmiyorsunuz.

Suriye hükümetinin orada olmasıyla Türkiye’nin orada olması arasında hiçbir fark yok. Çünkü o bölgede yaşayan insanların yaşadıkları sorunların hiçbirisinin halledilmediğini görüyoruz. O bölgeye demokrasi falan gelmiş değil, o bölgede çocuklar okullarına insanlar işlerine çok rahat gidip geliyor değil.

Suriye yönetimine muhalif olduğu için Türkiye’yi destekleyenler de bir süre sonra bunu gördüler. Balayı dönemi bitti artık. Dolayısıyla bu tarz rahatsızlıklar çok daha artacaktır.

Türkiye’nin orada bulunması, bu bölgeye bir çare getirmemiştir. Dolayısıyla bu rahatsızlıklar devam ediyor, bundan sonra bu türden olayları ve protestoları görebiliriz.”

“Türkiye, Suriye’den defol” sloganı ilk defa duyuldu”

Protestocuların “Türkiye, Suriye’den dışarı” yönündeki sloganlarını da değerlendiren gazeteci Özuğurlu, şu ifadeleri kullandı:

“Tüm bu süreç içinde ‘Suriya hurra hurra, Tirkiya barra barra’ (Türkiye, Suriye’den defol) yönündeki sloganı ilk defa duyuldu.

Buna iki yönlü bakabiliriz: Hükümet bunun konuşulmasını istemez. Neden? Çünkü bugüne kadar muhalefet, Suriyelilerle, hükümetin Suriye politikası ile ilgili olarak eleştiri yapıyordu. Hükümet de politikasını savunuyordu.

Hükümet muhacir olduklarını söylüyor ve bir kardeşlik temelinde bu işi yürüttüğünü iddia ediyor. Türkiye’de de özellikle son dönemde bazı partilerin bastırmasıyla Suriyelilere karşı bir anti görüş oluşmuş durumda. Tam da bu dönemde hükümet bu sloganları gizlemeye, ama muhalefet kullanmaya çalışacaktır.”

 

/Rudaw